7 Şubat 2011 Pazartesi
MEZZALUNA
Cumartesi akşamı fırsat kuponlarımız elimizde yine fırsatçı bir akşam yemeğine doğru yelken açtık. Fırsat sitesi Mezzaluna’da akşam yemeği yarı fiyatına yazınca, okuycuların bileceği üzere, İtalyan mutfağı çok tarzım olmasa da kendimi 4 tane kuponalırken buluverdim.
Biz Hillside Trio’nun içinde yer alan şubelerine gittik. Açıkçası mekan için görüşüm pek olumlu değil, yolum Hillside’a düşmese burası için yolumu değiştirmem. İçerisi ferah olmakla birlikte hiçbir yere bakmaması ve alış veriş merkezi de olmaması nedeniyle sıkıcı. Buna bir de yer bolluğuna rağmen nedenini anlayamadığım dar masa düzeni eklenince ambiyanstan pek not alamıyorlar.
Yemeklere dönecek olursak bi durup soluklanmak gerek. Gerçekten çok lezzetli. Bugün sadece 3-4 lezzetini tanıtabilecğim ama eminim benim tadına bakmadığım lezzetleri de yediklerim kadar iyidir.
Yemeğe salatayla başlarsak size eşimin aldığı Grano’yu ısrarla önereceğim. Salatayı sadece yemekle birlikte ortaya söyleyen beni bile tavlamayı başardılar bu salatayla. Grano bir buğday salatası, içine ayrıca elma, kuru kayısı, portakal, bol roka, taze kekik ve nar ekşisi eklenmiş. İçindekilerin dengesi, sosunun lezzeti, tüm bileşenlerin tazeliği o kadar mükemmel ki ana yemek olarak yanında güzel bir şarapla harika bir seçim. Zeytinyağları da sanat eseri olduğu için salata bu blogda özel olarak paragraf açılan ilk salata olmayı hak ediyor.
Ben Picci Alla Marco Polo yedim, İtalyan lokantlarında en komik bulduğum konu bu yemeklerin ismi konusudur. Bir satır ismi olan bu yemek aslen bildiğiniz spagetti, içindekiler ise uzakdoğu usulü pişen sebze ve tavuk. Ancak spagetti el yapımı olunca bu sitede o da ayrı bir paragrafı hak ediyor. Garsonumuz üzerine acılı zeytinyağı gezdiriyor ki midem bayram ediyor. Makarna sevmeyen ben çala kaşık saldırıya geçiyorum.
Üzerine söylenen tatlılarda sufle de pek bir numara yok. Ama ben suflenin yanında bir top sorbe istedim ki işte o bir harika. Sorbeyi pas geçmeyin, özellikle yazın ilaç gibi gelecektir.
Mezzaluna’da fiyatlar yüksek, yani biraz daha pahallı olsa boğazdaki İtalyan restoranlarına yaklaşaçak. Makarnalar mesela 20 – 30 lira arası, salatalar da öyle, pizzalar 24 – 36 lira arası ki en ekonomik olan pizza çünkü iki kişiye rahatça yeter, tatlılar 10 – 15 lira. Şaraplar şişesi 50 TL’den başlıyor tabi çok yükseklere kadar gidiyor, biz bir İtalyan Sangiovese seçtik, şişesi 60 liraydı ve enfesti. Tabi biz hesabın yarısını ödediğimiz için dokunmadı.
İtalyan mutfağını sevenler için öneriyorum ama bence İstinye Park şubesini deneyin ya da yazı bekleyip Suada'ya gidin. İzmir’dekinin yeri de fena değil.
Afiyet Olsun. EAT RESPONSIBLY.
Etiketler:
italyan mutfağı,
mezzaluna,
salata,
spagetti
2 Şubat 2011 Çarşamba
GÖZDE ŞARKÜTERİ - KADIKÖY
Günlerdir Kaıköy hakkında yazıyorum; ne hamburgeri kaldı ne pidesi, çok mu fazla oldu diye düşünürken kendimi Gözde Şarküteri ve yemeden ölmemeniz gereken en önemli lezzetlerini yazarken buldum.
Gözde Şarküteri Kadıköy balık pazarının tam ortasında öyle ki tarfiler Gözde Şarküteri’ye göre yapılıyor; dön kardeşim Gözde’den sola dümdüz yukarı çık hemen bulursun tarzı cümleleri çok duyarsınız.
Kapısı filan olmayan tam köşede bir dükkan Gözde. Boydan boya bir camekanı var, ürün grubuna göre arkasında satıcılar bulunuyor ve siz alış verişinize göre yönleniyorsunuz. Soldan sağa mezeler, şarküteri, peynirler ve pastırma olarak kabaca özetlenebilir. Zeytin, turşu gibi uvertür ise tam girişte ayak altında bulunuyor.
Gözde’nin yemeden ölmemeniz gereken birden çok lezzeti var. Dolayısıyla camekan sırasına göre mezelerden başlarsak gittiğinizde almanızı önereceğim ilk lezzet lakerdasıdır. Deniz ürünleri mezeleri bölümünde göremeyeceğiniz lakerdayı bu bölümdeki satıcıdan istediğinizde başka bir bölümden çıkarttığı torikten sizin için keser. Bu hakiki torik lakerdası gerçekten çok üst seviyede bir lezzettir ve evde yapacağınız bir rakı-balık keyfinde mutlaka öneririm.
Lakerdanızı aldıktan sonra sağa doğru ilerlediğinizde Gözde’nin dillere destan sert Ezine beyaz peynirini sakın atlamayın. Sanırım Ezine’de bile ancak bu kadar iyisini bulabilirsiniz. İddia ediyorum ki bu peynir Fransız’ın elinde olsa yeri göğü inletirdi, Yunan bunun yanında adı geçmeyecek Fetasını cümle aleme traditional Greek Feta diye satarken bu peynirin dünyada alıcı bulamaması çok acı. Ama siz yerken hüzün yapmayın, karşıdaki manavdan da kavun aldıysanız rakı sofrasında sona yaklaşıyorsunuz.
Çıkışa yakın noktada tavandan aşağıya sarkan onlarca pastırmanın içinde fotoğraftaki ustayla karşılaşacaksınız, şaşırmayın. Kendisi şehrin en iyi pastırmalarından belki de en iyisini az sonra size verecek. Size önerim antrikottan almanız, antrikot pastırmayı yerken et yediğinizi unutabilirsiniz, Hacı Bekir lokumu yiyorum sanmayın.
Gözde’nin fiyatlarını tam liste vermem imkansız. Ezine peynirinin kilosu 22 lira, pastırma 69 – 99 lira arası, antrikot 99 liraydı en son, lakerdanın kilosu 100 lira. Mezeler, diğer peynirler vs için bir ara gidip bakmanızı önemle tavsiye ederim. İlginç bir şekilde sadece domuz ürünleri satılan bölümü dahi mevcut, prociutto dahi bulunuyor.
Afiyet Olsun. EAT RESPONSIBLY.
26 Ocak 2011 Çarşamba
PİDE SUN – KADIKÖY
Fransızca kursuna başladığımdan beri Kadıköy lezzet merkezlerine daha da yakın oldum. Fransızcam pek gelişmese de kadıköy lezzet bilgim epey bir arttı. Pide Sun’da benim yeni keşfettiğim bir lezzet merkezi.
Kadıköy çarşı’dan Moda’ya doğru ilerlerken cadde üzerindeki Migros’un yanında bulabilirsiniz burayı. İçerisi 4 dışarısı 2 masalık minicik bir yer. Bu sebeple dikkatimi çekmemişti. Birkaç öğlen önünden geçerken insanların balık istifi içeriyi doldurduğunu görünce merak edip daldım, iyi ki dalmışım, pideci budur.
Her çeşit açık ya da kapalı pideyi bulabileceğiniz enfes bir pide üstadı Pide Sun. Ben üzerine yumurta kırılmış açık kıymalı pide yedim ve gerçekten kusursuzdu. Aydın Pidesi seven bir fanatik olarak Samsunlular beni bozguna uğrattı. Malzeme o kadar bol ki yerken her yere kıyma saçılıyor, pide kıtır kıtır fakat malzemeler kurumamış. Sarp da yerken bayıldı pideye, gerçi benim oğlum hamurişi herşeye bayılıyor ama bunu kafasını sallaya sallaya yedi. Pidenin yumurtası malzemeye enfes bir şekilde dağılarak bu şaheseri tamamlamış. Genelde ya üzerine sanki tavada kırar gibi kırıp bırakıtlar ya da aşırı dağılır ama b Pide Sun kıvamı tam tutturmuş. İstanbul’da uzun süredir böyle güzel pide yememiştim. 
Gelenlerden gördüğüme göre beyaz peynirli açık ve kavurmalı kapalı en favori pideler. Ben bir tane yiyebildim ve hayran kaldım. Bu arada senin gibi adam bir tane de kesilir mi diyorsanız belirteyim; pideler oldukça büyük. Öyle minicik bir lokmalık pide değil.
Kadıköy’de canınız pide çektiğinde sakın bu adresi unutmayın. Benim yediğim pidenin porsiyonu 9 lira. Pideler 7 liradan başlıyor 11 liraya kadar çıkıyor. 1 porsiyon ile rahat doyuyorsunuz.
Afiyet Olsun. EAT RESPONSIBLY.
Kadıköy çarşı’dan Moda’ya doğru ilerlerken cadde üzerindeki Migros’un yanında bulabilirsiniz burayı. İçerisi 4 dışarısı 2 masalık minicik bir yer. Bu sebeple dikkatimi çekmemişti. Birkaç öğlen önünden geçerken insanların balık istifi içeriyi doldurduğunu görünce merak edip daldım, iyi ki dalmışım, pideci budur.
Her çeşit açık ya da kapalı pideyi bulabileceğiniz enfes bir pide üstadı Pide Sun. Ben üzerine yumurta kırılmış açık kıymalı pide yedim ve gerçekten kusursuzdu. Aydın Pidesi seven bir fanatik olarak Samsunlular beni bozguna uğrattı. Malzeme o kadar bol ki yerken her yere kıyma saçılıyor, pide kıtır kıtır fakat malzemeler kurumamış. Sarp da yerken bayıldı pideye, gerçi benim oğlum hamurişi herşeye bayılıyor ama bunu kafasını sallaya sallaya yedi. Pidenin yumurtası malzemeye enfes bir şekilde dağılarak bu şaheseri tamamlamış. Genelde ya üzerine sanki tavada kırar gibi kırıp bırakıtlar ya da aşırı dağılır ama b Pide Sun kıvamı tam tutturmuş. İstanbul’da uzun süredir böyle güzel pide yememiştim. 
Gelenlerden gördüğüme göre beyaz peynirli açık ve kavurmalı kapalı en favori pideler. Ben bir tane yiyebildim ve hayran kaldım. Bu arada senin gibi adam bir tane de kesilir mi diyorsanız belirteyim; pideler oldukça büyük. Öyle minicik bir lokmalık pide değil.

Kadıköy’de canınız pide çektiğinde sakın bu adresi unutmayın. Benim yediğim pidenin porsiyonu 9 lira. Pideler 7 liradan başlıyor 11 liraya kadar çıkıyor. 1 porsiyon ile rahat doyuyorsunuz.
Afiyet Olsun. EAT RESPONSIBLY.
13 Ocak 2011 Perşembe
ŞÖHRETLER BÜFE – KADIKÖY

Hazır büfelerden yola çıkmışken Kadıköy’e uzanalım ve İstanbul’un en ilginç ve bence mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir fast food klasiğine bakalım. Şöhretler şehre ilk geldiğimde yanında kaldığım arkadaşımın evinin Kadıköy Çarşı’da olması sayesinde tanıştığım ve Kadıköy’de her zaman uğradığım bir fast food cenneti. Amerikan fast foodlarından çok daha orijinal ve lezzetli.
Şöhretler’in ilginç tarafı yaptığı sandviçlerin ismiyle başlıyor. Artiz, pisikopat, efsane, manyak, deli, çılgın ile başlayan seri bugün onlarca ilginç sandviçe ulaşmış durumda. Ben ne zaman gitsem en sade olanları tercih ederim zira ismi sevimli bazı sandviçler ne yazık ki aşırı karışık haliyle bana hitap etmiyor. Ben Arnavut ciğerli sandviç, sucuk ızgara ve tavuk şinitzel margaritayı çok severim, bunlar bana daha sade geliyor, en çok tavuk şinitzel ile rus salatasını karıştırırım enfes olur. Saatlerin geceyrısını gösterdiği şu dakikalarda bir sucuk ızgara yanında da açık ayran enfes olurdu doğrusu. Kadıköy’de sahilde yürürken bir gün karnınız acıkırsa mutlaka bir şans verin, çok beğeneceksiniz. Sandviçler 2.5 – 5 lira aralığında ve çok doyurucu, tam öğrenci işi. Elbette ki tüm öğrenci yemekleri gibi sağlıksız ama naparsınız ki bu blog salık sitesi değil. Cumartesi çarşının içine bir kez daha gireceğiz, şehrin en iyi balıkçılarını ziyaret edeceğiz.
Afiyet Olsun. EAT RESPONSIBLY.
KIZILKAYALAR – TAKSİM

Sıra İstanbulluların çok iyi bildiği bir Taksim büfesinde. Taksim Meydanı’na bakan ve daha sonra Bağdat Caddesi’nde ikinci şubesini açan Kızılkayalar. Islak hamburgerin en iyi temsilcisi, bana göre en iyisi.
Yolum ne zaman Taksim Meydanı’na düşse ya Bambi’de kaşarlı dürüm atarım ki onu daha önce yazdım ya da Kızılkayalar’da ıslak hamburger ziyafeti çekerim. Islak hamburger görüntü ile lezzetin birbirine en ters olduğu yiyeceklerden biridir, o nedenle bu hamburgeri görüp yemeyen varsa mutlaka denesin.

Hamburger köftesi bol sarımsaklı, küçük ve aşırı pişirilmemiş çok lezzetli bir köfte. Ekmeği ise özel bir domates sosuna bulanıyor ve size ulaşana kadar üst üste diğer soslu hamburgerlerle beraber sosu iyice emiyor. Size geldiğinde sosa bulanmış ekmeğin arasında enfes köftesiyle bir ziyafet başlıyor. Arasına azcık mayonez ve paket aldıysanız biraz da acılı hardal koyduğunuzda yaşanacak lezzet patlamasını anlatmak çok zor. Özellikle evde maç seyredilecek, dvd izlenecek günlerde eve adambaşı 2 ve katları şeklinde almanızı öneriyorum.

Islak hamburger en son 2 liraydı ama Taksim’e uğrmayalı epey oldu. Yerken sayarak yemenizi tavsiye ediyorum garson 7 tane yediniz dediğinde şok geçirmeyin sonra.
Afiyet Olsun. EAT RESPONSIBLY.
12 Ocak 2011 Çarşamba
2 DE 1 YE - ACIBADEM
Mantı çok sevdiğim bir yemek değildir, en azından bazıları gibi mantı krizi tutan bir adam değilim. Bu nedenle mantı çok çok güzel değilse pek tercih etmem. Şehirde adı çok bilindik birçok mantıcı var, kendileri için çeşitli mecralarda methiyeler düzülmüş ancak nedense benim çok beğendiğim bir mantıcı yoktu.
2 DE 1 YE ile karşılaşana kadar. Burası tamamen elde ve gözünüzün önünde açılan mantıları, yağlamaları ile mantı seven herkesin kalbinde taht kuracak bir mekan.
2 DE 1 YE Acıbadem’de Nişantaşı durağında küçücük bir dükkan, o kadar ki içerisi toplam 4 masa. Masaların arkasında bir banko var ve burada 2 abla sürekli mantı açıyor, sarma sarıyor ve siparişleri hazırlıyor. Menü çok sade; mantı, yağlama, sarma ve revani. Yemeklerin tümü 13-14 lira. Bu kadar küçük bir dükkan bu kadar iddialı bir fiyat politikası nasıl uygular diyorsunuz, yedikten sonra cevabı buluyorsunuz. İçerde yer bulmak öğlenleri problem, 4 masa paylaşıla paylaşıla kullanılıyor.
Ben gittiğimde yağlama yedim. Yoğurt sarımsaklı mı diye sordular sarımsaklı deyince tebrik aldım. Yağlaması gerçekten enfesti, başta dediğim gibi çok düşkün olmadığım bu yemeğin tadı hala damağımda. Mantısının tadına baktım, anlatmaya dilim varmıyor. Seneler önce Kayserili komşu teyzenin kazanla pişirip hepimize dağıttığı ev mantısından sonra yediğim en güzel mantı. Kayseridekilerle kıyaslamazsanız siz de bana hak vereceksiniz.
Bir öğlen yolunuz bizim mahalleye düşerse mutlaka deneyin, hele mantı düşkünüyseniz yolunuzu bizim mahalleye düşürün. Tabi dükkanın bizim spor salonu ile aynı sokakta olması moral bozucu. 3 kalori vermek için canın çıksın dönüşte otur yağlamaları yuvarla.
Afiyet Olsun. EAT RESPONSIBLY.
2 DE 1 YE ile karşılaşana kadar. Burası tamamen elde ve gözünüzün önünde açılan mantıları, yağlamaları ile mantı seven herkesin kalbinde taht kuracak bir mekan.
2 DE 1 YE Acıbadem’de Nişantaşı durağında küçücük bir dükkan, o kadar ki içerisi toplam 4 masa. Masaların arkasında bir banko var ve burada 2 abla sürekli mantı açıyor, sarma sarıyor ve siparişleri hazırlıyor. Menü çok sade; mantı, yağlama, sarma ve revani. Yemeklerin tümü 13-14 lira. Bu kadar küçük bir dükkan bu kadar iddialı bir fiyat politikası nasıl uygular diyorsunuz, yedikten sonra cevabı buluyorsunuz. İçerde yer bulmak öğlenleri problem, 4 masa paylaşıla paylaşıla kullanılıyor.
Ben gittiğimde yağlama yedim. Yoğurt sarımsaklı mı diye sordular sarımsaklı deyince tebrik aldım. Yağlaması gerçekten enfesti, başta dediğim gibi çok düşkün olmadığım bu yemeğin tadı hala damağımda. Mantısının tadına baktım, anlatmaya dilim varmıyor. Seneler önce Kayserili komşu teyzenin kazanla pişirip hepimize dağıttığı ev mantısından sonra yediğim en güzel mantı. Kayseridekilerle kıyaslamazsanız siz de bana hak vereceksiniz.
Bir öğlen yolunuz bizim mahalleye düşerse mutlaka deneyin, hele mantı düşkünüyseniz yolunuzu bizim mahalleye düşürün. Tabi dükkanın bizim spor salonu ile aynı sokakta olması moral bozucu. 3 kalori vermek için canın çıksın dönüşte otur yağlamaları yuvarla.
Afiyet Olsun. EAT RESPONSIBLY.
10 Ocak 2011 Pazartesi
SUADA G BALIK

Uzun süre ara verdiğimiz yazılara süratle geri dönüyoruz. Sarp'ın yaşgünüydü yılbaşıydı derken yazıları çok boşladık ama okuyucular sağolsun eski yazıları bile 1 haftada 1000'den fazla görüntüleyip beni şımartmışlar, teşekkür ederim.
Yılbaşından 2 hafta önce fırsat sitelerinden birinin kuponu ile Suada'da bulunan G Balık'a gittik, manzara dışında bir beklentimiz yoktu ama lezzetler de aklımızda kaldı.
Menü ızgara çerkes peyniri, ılık ahtapot salatası, közde patlıcan, zencefille marine edilmiş levrek, ızgara balık köftesi, lagos şiş ve kaymaklı kabak tatlısından oluşuyordu.
Ahtapot salatası çok değişik ve hafif bir lezzet, mutlaka öneriyorum. Yanında beyaz şarap ve boğaz manzarası enfes olacaktır. Lagos şiş çok iyi pişirilmiş, defne yaprağı ve biberin tadı balığa sinmiş, başka hiçbir eklemeye lezzet duymadan yiyoruz, enfes. Balık köftesi sevmeyen biri olarak balık köftesini deniyorum en balık lezzeti veren köftelerden ama menüde olsa yer miyim? hayır.
Muhteşem bir manzara, çok şık bir restoran ve bu yetmezmiş gibi oldukça lezzetli yemekler. O zaman yemeden ölmeyin diyorum.
Fırsat menüsü için biz adambaşı 40 lira ödedik. Normalde de çok pahallı bir boğaz baıkçısı değil. Kalamar 14 lira, ızgara ahtapot 16 lira, iki kişilik paella 44 lira, tatlılar 15 lira ve şaraplar 50 - 70 lira arası. Tabi şampanya patlatmak isteyene 1100 liraya dom perignon da var.
Afiyet Olsun. EAT RESPONSIBLY.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



